Ebedi barış üstüne

Felsefe tarihinin en önemli düşünürlerinden birisi olan Kant,  1795 yılında Ebedi Barış Üstüne Felsefi Bir Deneme adıyla bir eser yazmıştır.

 

Bu eserinde devletler arasında ebedi barışın ön maddelerini ele almıştır. Bu maddeler şunlardır:

 

1- İçinde gizlenmiş - saklı (yeni bir savaş nedeni) malzemesi- bulunan hiçbir antlaşma barış antlaşması olamaz.

 

 2- İster küçük ister büyük hiçbir bağımsız devlet, başka herhangi bir devletin egemenliği altına miras, değişim, alım-satım ya da bağış yollarıyla hiçbir zaman geçmemelidir.

 

 3- Sürekli ordular zamanla bütünüyle ortadan kalkmalıdır.

 

 4-Dış çıkarlarını gözetmek -itibarını zedelememek-için devletler, borçlanmalara girişmemelidir.

 

 5- Hiçbir devlet, başka bir devletin anayasasına ya da hükumetine zor kullanarak karışmamalıdır.

 

 6- Hiçbir devlet savaşta, ileride barış yapabileceği zaman, devletlerin birbirlerine karşılıklı güven duymalarını olanaksız kılacak yollara başvurmamalıdır. Bu yollardan bazı örnekler şunlardır: Düşman ülkesinde suçsuz kimseleri öldürmek, zehirleyici maddeler kullanmak, antlaşmalara aykırı hareket etmek, düşman uyruğunu kendi devletine karşı ihanete kışkırtmak.

 

Devletler arası Ebedi Barışın Amaç Maddeleri ise:  

 

  1. Her devletin sivil anayasası cumhuriyet olmalıdır.
  2.  Devletler hukuku özgür devletlerden kurulu bir federasyona dayanmalıdır.
  3.  Dünya vatandaşlığı hukuku, evrensel misafirlik koşulları sınırlandırılmalıdır.

Ebedi Barış adlı yazıda çözümlenen bu maddeler, gayenin uluslararası hukuk boyutunu ortaya koymaktadır. Uluslararası hukukun gerçekleşmesi de devletlerin birbirleriyle yapacakları ilkeli barışa bağlıdır.

 

Kant'a göre tarihin amacı sadece siyasi değildir, bütün insanları kucaklayan moral değerleri de içerir. En Yüksek İyi'nin ışığında dünyanın dönüşümü moral bir görevdir ve rasyonel isteğin bilinçli eylemini gerektirir.

 

Kant’a göre insanlığın sorunu devleti yönetenlerin tutumlarıdır. Siyaset hukukun uygulaması ve yaşatması ise ahlak da hukukun teorisidir. Dolayısıyla siyasetin belirleyici ilkesi ahlaktır. Ancak ne yazık ki, uygulanan siyasetle, ahlak ilkeleri arasında derin bir uçurum vardır. Eğer ahlakla siyaset arasındaki çelişki, ahlakı esas alarak giderildiğinde, siyasetin olumlu özellikleri artacak ve ebedi barışa giden yol açılacaktır.

 

Kant, iki siyasetçi tipi çizmiştir: İlki, ahlakçı siyasetçidir. Ahlaki ilkelerden hareket ederek siyaset yapanlara denir. Ahlakçı siyasetçinin davranışlarını belirleyen ilke şudur: “Eğer bir devletin anayasasında ya da bir devletin başka bir devletle ilişkilerinde, önüne geçilmez yanlışlar bulunursa, bu uğurda kişisel çıkarlarını feda edecek olsalar bile, ellerinden geldiğince bu yanlışları düzeltecek yolları aramak ve aklın gözlerimizin önüne koyduğu doğal hukuk yaklaşımıyla çalışmaktır. Yöneticilerden istenecek tek şey sürekli bir biçimde hukuk kurallarına uygun ve en yetkin anayasal kuruma yaklaşmak için gerekli iyileştirmeleri yapmalarıdır.”

 

 İkinci siyasetçi tipi, kendi çıkarları doğrultusunda ahlak ilkeleri belirleyen siyasetçidir. Siyasetçi- ahlakçılar, hukuka aykırı ilkeleri doğru, haklı göstermek için insan yapısının, aklın buyurduğu iyilik idesini gerçekleştirmeye gücü yetmediği bahanesini öne sürerek, her türlü iyiye doğru gidişi ellerinden geldiğince olanaksız kılarlar ve böylece hukukun çiğnenmesini de sürekli hale getirirler. Hakim olan uygulamadan çıkarları olanlar, kendi çıkarlarının yitirmemek için, açık bir şekilde yanlış olan şeyleri övmekten geri durmazlar. Ellerinden gelse kendi çıkarları için dünyayı feda ederler.

 

Yine Kant ikinci tür siyasetçi-ahlakçıların tutumlarını belirleyen kuralları da şöyle sıralar:

 

1-"Önce eylemde bulun sonra özür dile." Bu tür siyasetçiler, kendi devletine ya da komşu bir devlete ait bir hakkı ele geçirmek için elverişli hiçbir fırsatı kaçırmaz. Çıkarları elde ettikten sonra, zayıf gerekçeler göstererek bağışlanmayı umar.

 

2-"Ne yapmışsan yatsı, inkâr et." İşlediğin her suçu inkâr et. Halkını ümitsizliğe ve bu yüzden de isyana sürüklemek için neler yapmışsan, hiçbirinin suçunu üzerine alma; tersine kabahati, uyruklarının inatçılığına yükle. Eğer bir komşu ülkeyi ele geçirmişsen, suçun insan doğasında olduğunu savun; neden olarak da, sen başkalarından önce davranmasaydın, onların bunu senden önce yapamayacaklarından ve senin olan şeyleri ellerine geçiremeyeceklerinden emin olmadığını söyle.

 

3-"Böl ve yönet; ayır ve buyur." Halkın içinde seni destekleyen önemli kişileri birbirine düşür ve halkla aralarını boz. Devamlı halkın yanını tutar gözük. Halka vereceğin daha büyük özgürlükler vaadiyle oyala. Bir süre sonra her şey istediğin gibi olur. Yabancı devletlere göz diktiğinde, onların arasında anlaşmazlıklar çıkar. Zayıfı korumak bahanesiyle ülkeyi işgal et.

 

Kant bunları sıraladıktan sonra, "artık kimsenin bu kurallara kanmadığını ve herkes tarafından bilindiğini" söyler.

 

Siyasetçi-ahlakçı tipinin devletleri yönetmeyi sürdürdüğü sürece, gaye yönünde ilerleme ağırlaşacaktır.

 

Ahlak temelli siyaset yapanlar, devletlerin yönetimine geldikleri oranda, ebedi barış yönünde adımlar atıp, gaye yönünde, ilerlemeyi hızlandıracaklardır.

 

Böylece Kant, hedef olarak gösterdiği dünya yurttaşlığı fikrinin gerçekleşmesinden önce ahlak açısından olgunlaşmanın gerekli olduğunu öne sürmüştür. Ahlak açısından olgunlaşma ise tartışma götürmez bir şekilde akıl, özgürlük, ahlak yasası gibi kavramların içeriklerine uygun eylemde bulunmak yani bilinci geliştirmek gerektiğine bağlanmıştır.

 

Geniş bilgi için; Immanuel Kant, Seçilmiş Yazılar, Çeviren, Nejat Bozkurt. Remzi Kitabevi, İstanbul,1984.

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.